Döviz artışını, enflasyonu önlemenin tek yolu “cari açık” vermemektir. Bu nedenle Türkiye ekonomisi mutlaka ve mutlaka “cari fazla” vermelidir. Çünkü petrol ve doğal gaza senede 100 milyar dolar ödüyoruz. Yalnız bu kadar olsa eyvallah!… Ama petrolden daha önemli sorunlarımız var. Hele hele öyle bir kanayan yaramız daha var ki, aklıma geldiğinde tüylerim diken diken oluyor. Bilindiği gibi sanayileşmeyi sadece kendi dinamiklerimizle değil, “yabancı sermaye” ile birlikte omuzladık. Yabancı sermaye başlarda yıllık karının büyük bölümünü tekrar yatırıma harcıyordu. Ama son yıllarda kazandıklarını kendi ülkelerine götürüyorlar. Pandemiden beri tırmanan kriz ler enflasyonu çekilmez hale getirdi. Ne yapalım… artık biz de başımızın çaresine bakacağız. Peki… ne yapacağız?
Enerji darboğazı aşılabilir. Örneğin, Karadeniz doğal gazı enerji ihtiyacımızın % 10 kadarını karşılayacakmış. Bu az ama çok önemli bir rakam. Nükleer enerji devreye giriyor. Sanırım Ruslar Akkuyu’dan sonra bir santral daha yapacaklar. Rüzgar ve güneş enerjisi yatırımlarına hız veriliyor. Daha da önemlisi; son Soçi toplantısında, Putin’le yapılan anlaşma… yani “iki devlet arasındaki ticaretin ulusal paralarla ödenmesi” modeli devreye girecek. Hatta bu modeli Azerbaycan, İran ve petrol aldığımız Arap Ülkeleriyle de oturup konuşmalı, yaygınlaştırmalıyız. Kısacası, Türkiye orta vadede enerji sorununun üstesinden gelebilir. Fakat yabancı sermayenin ülkemizde kazandığı paraları döviz olarak dışarıya çıkarmasını önlemek kolay değil…
Evet… ekonominin yapısal sorunlarına neşter vuruyoruz. Üretim-ihracat-istihdam modelini devreye soktuk. Hatta bir seneden beri ihracatta inanılmaz rekorlara imza atıyoruz. Fakat bizim sorunumuz sadece bunlar değil. Bizim asıl içinden çıkamadığımız konu; petrol ve doğal gaza ödediğimiz yıllık 100 milyar dolar ve yabancı sermayenin dışa çıkartığı dövizdir. Onun için Türkiye ne yapıp yapıp bu iki sorunu aşmalıdır.
Biliyorum hemen herkes: “Yabancı sermayeyi mi ürküteceğiz?” diyecek. Varsın ürksün… ne yapalım ürkerlerse? Öte yandan bütün dünyada yabancı sermaye akışı durmuştur. 2021’de Türkiye’ye yabancı sermaye girişi sıfır. Çünkü dünya yanıyor. Bu bunalım “gel-geç” bir bunalım değildir. Kapitalizm son günlerini yaşıyor. ABD’de enflasyon bir ay önce % 9,1 idi. FED’in aldığı inanılmaz önlemlerden sonra Temmuz enflasyo nu % 8,6’ya düşmüş. Yani % 0,5 (binde beş) azalmış. Sanki krizi önlüyormuş gibi Bıden Efendi keyfinden göbek atıyor. Durun bakalım… bu daha iyi günleriniz. Hiçbir neden yokken Rusya-Ukrayna savaşını uzattılar. Rusya’ya onlarca “yaptırım” uyguladılar. Bırakalım ötekileri… İngiltere’de top oynayan Rus futbolcuların sözleşmelerini bile iptal ettiler. ABD ve NATO saldıracak da Rusya boş mu duracak? İşte… teker teker vanaları kesmeye başladı. Göreceğiz… zenginler kulübü bu kışı nasıl geçirecek?
Hükümet kimsenin gözünün yaşına bakmamalı. Yabancı sermayenin döviz çıkışı engellenmelidir. Alman Bosch firması ülkemize 130 yıl önce girmiş. Bugüne kadar kanımızı emmiş. Bundan sonra kazandığı paraları ülkesine “Euro” olarak değil de, TL. olarak götürse zarar mı eder? Biz bugünlere kadar cari açık vere vere nelere katlandık. Kendimizi bildik bileli enflasyonla boğuşuyoruz. Paramız istikrar yüzü görmedi. Daha dün (20 yıl önce) liradan altı sıfır birden attık. Bir TL, bir dolar iken, paramızın değeri yine yirmi kat azaldı. Ülkemize doluşan yabancı şirketler hiç kusura kalmasın, artık kendimizi düşünmek zorundayız. Evet… yabancı sermaye babasının hayrına gelmez. Elbette para kazanacak. Elbette kazandığını ülkesine götürecek. Fakat bizim gemi batıyor. Biz battık mı, onlar da batacaklar. Öyleyse alacağımız önlemler onların da çıkarınadır. Bu nedenle yurt dışı transferlerini kesinlikle TL cinsinden gerçekleştirsinler. Başka çıkar yol yok!
Türkiye bu iki dev sorunu çözmezse düzlüğe çıkamaz. Yok turizm gelirleri artacakmış… gurbetçiler akın akın Türkiye’ye gelecek, oluk oluk para harcayacaklarmış. İhracatımız artacak… ithalatımız azalacakmış… vs… vs… Bunların hiçbirisi yüz yumaz. Türkiye sürekli “cari fazla” veren bir ülke olmak istiyorsa… Türkiye giderek şiddetlenen enflasyonu yenecekse… enerji dar boğazını aşmalıdır. Yabancı sermaye sorununu masaya yatırmalı, yeni bir “yabancı sermaye rejimi” yaratmalıdır.
Hem bundan böyle sermaye yalnızca Türkiye’ye değil, hiçbir ülkeye elini kolunu sallaya sallaya gitmeyecek… gidemeyecek. Çünkü sistem tıkandı.