Ahhh… Kılıçdaroğlu ahhh!… beni dinlemezsen böyle olur işte! Ben sana “siyaset ince iştir” demedim mi? Gerçi sen de haklısın. Adam bir değil iki değil, on bir kez burnunu sürtmüş. Sen de haklı olarak: “Tayyip’in karşısına güçlü çıkmalıyım. Önce İyi Partiyi meclise taşıyayım. Her zaman ardımda durur, bana dayanak olur. Sonra da bölük-pörçüklerin kapısını çalar… kaleyi sağlamlaştırırım” diye düşündün ama, evdeki hesap çarşıya uymadı. Baksana fırsatını bulunca seni nasıl tepeleyip geçtiler. Sen Almanya’da iken, sana haber vermeden nasıl miting yapmaya yeltendiler? Oğlum dediğin İmamoğlu Akşener ile nasıl sarmaş-dolaş oldu. Hem sen ona neden “oğlum” diyorsun? O İmamoğlu… sen kocaaaman Kılıçdaroğlu’sun.
Sana bir tiyö daha vereyim mi… senin oğlan kuyunu kaz mak için Akşener’le gizli gizli kumpas kurmuş. Taa… iki ay öncesinden Yüksek Seçim Kuruluna gitmişler. Kuruldan birisi planı kabul etmemiş. Hemen onun tayinini çıkartmışlar. Ve adım adım “hakaret” saldırısını planlamışlar. Sonunda mahkemeden iki yıl, dört ay, on yedi günlük hapis kararı çıkartmayı başarmışlar. Hatta fısıltı gazetesine göre senin Almanya seferini bile planlamışlar. Yaaa… gördün mü? Biraz gevşek davransaydın, iş bittiydi. Bereket uyanık durdun da, Alman sermaye çevreleriyle yapacağın çok önemli randevülerden vaz geçip Saraçhane’ye koşup geldin. Sanki anasıymış gibi Bayan Akşener’e sarılan senin oğlan, sen gelince hemen “U dönüşü” yaptı ve: “Ben CHP’liyim. Bütün CHP’lilerin adayı elbette genel başkanımızdır, Babamdır” demeye başladı. Ahh… Kılıçdaroğlu ahh!… daha neler söyledi neler. 2023 Yılı çok çok güzel olacakmış. Çok aydınlık olacakmış vs… vs…
Şaka bir yana… Bu film Amerikan patentli bir filmdir. Sam Amca geçen sene Macaristan seçimlerinde aynı filmi sahneye koydu. ABD Orada da “altılı ganyan” oynadı. Altı uyduruk parti el ele verdiler, belediye başkanlığından gelme bir adayı desteklediler. Fakat eski başkan ezici çoğunlukla seçimi kazandı. Kaç kez yazdım… “altılı masanın sağlam iki ayağı var. Öteki dört ayak kırık” dedim. Binde üç ya da binde beş kadar oy alan partilere “siyasi parti” denilmez. Parti küçük olabilir… yığınsal olmayabilir. Ama mutlaka belli bir sınıfı, katmanı ya da toplumsal bir kesimi temsil etmelidir.
Türkiye’de her önüne gelen parti kuruyor. Yeni kurulan partilerin hemen hemen hepsi “tek kişi” partileridir. Bu omurgasızlar Sayın Erdoğan’a “tek adam” diye saldırıyor. Oysa ki, AK Parti % 40-50 bandında gidip gelen, neredeyse ülkenin yarısının oyunu alan, güvenini alan bir partidir. Örneğin, Öztürk Yılmaz kim? Davutoğlu kim? Bunlar seçime girseler, acaba karılarının oyunu alabilirler mi? Karamollaoğlu, Babacan, Gültekin Uysal, Sarıgül vs… vs… gibi sözümona parti liderleri başarılı olsalar, herhalde bir yerlerde olurlardı.
Gayri resmi literatürde siyaset; “halkı kandırma sanatı” demektir. Batı demokrasisi gerçekten de halkın kendi yönettiği “gerçek” demokrasi değildir. Bu pencereden bakıldığında, Kılıçdaroğlu sınıfta kalmıştır. Zira altılı masa tamamen tiyat rodur. Kılıçdaroğlu güçlendirilmiş parlamenter sistem senaryosunu sahneye koydu. Sürekli toplandılar. Demokrasi elden gidiyor yaygarası altında “çoğulculuk” havası estirdiler. Ortak program, ortak aday dediler ama hiçbir konuda bir arpa boyu yol alamadılar. Parlamenter sistem “başbakanlık sistemi”dir. Türkiye o şahane (!) sistemi çok iyi tanır. Bu halk on yılda bir sahneye konan “darbeler Türkiyesi”ni yaşamadı mı? Hele hele halkımız milletvekili pazarlıklarını, bir gecede kurulan iki aylık “koalisyonları” çok iyi tanır. Seçimden önce koalisyon kurulur mu? Asla! Ama gel de altılı masaya anlat. İşbaşına gelen bir hükümet bir komite tarafından, dışarıdan yönetilir mi? Asla! Aslında bunlara parti değil, “dernek” bile denilemez.
CİA, FETÖ’cülerin tezgahladığı bir kaset olayıyla Kılıçdaroğlu’nu CHP’nin başına getirdi. Dört yıldan beri de FETÖ’cü gazeteci Ekrem Uslu tarafından yönlendiriliyor. Fakat ABD’nin adayı İmamoğlu’dur. İmamoğlu projesinin aktörü de Bayan Akşener. Akşener’in baştan beri dillendirdiği “seçilecek birisi” iddiası boşa söylenen bir iddia değildir. Akşener önce Yavaş’ı düşündü. Fakat Mansur Yavaş oyuna gelmedi. “Ben görevimin başındayım” dedi. Ama artist İmamoğlu bir ilçe mahkemesinin kararını fırsat bildi. Akşener’le sarmaş-dolaş sokağa indiler. Fakat rezil oldular. Akşener yükselen grafiğini kendi elleriyle ayaklar altına aldı. Bundan sonra ne olur? Bekleyeceğiz… Göreceğiz!