Belçika ya da Brüksel’de yaşayanlar “1000 Brüksel, Place Rouppe” meydanını iyi bilirler. Çünkü FGTB’nin, yani sosyalist sendikanın genel merkezi bu meydandadır. Belçika’da iki büyük sendika vardır. Bunlardan birisi CSC (Hristiyan Sendika), öteki de FGTB (Sosyalist Sendika)’dir. CSC’ye milliyetçiler, FGTB’ye de sosyal demokrat, sosyalist ve komünistler hakimdir. FGTB Çok güçlüdür. Belçika işçi sınıfı ve öteki emekçi katmanların azından % 80 kadarını temsil eder. FGTB Sol karakterli olduğu için “yabancı işçiler” de genellikle FGTB’de yer alırlar.
Hüseyin ÇELİK, namı diğer “Komünist Hüseyin” FGTB’de memurdu. Aynı zamanda Türk İşçilerinin temsilcisiydi. Ben 1973 Ağustosunda Fransa’ya gittim. O zamanlar vize yoktu. İsteyen herkes, istediği ülkeye her gidebiliyordu. Fransa’da oturma ve çalışma belgesi almak için patron ararken, Emirdağlı bir hemşehrim: “Kardeşim sen buralarda neden eğleniyorsun? Brüksel’de bir Komünist Hüseyin var… solcusun, git ona… senin işini çözse çözse o çözer” dedi ve hakkında bu kadar edindiğim bilgiye dayanarak Brüksel’e, Komünist Hüseyin’e gittim. 1973 Yılının Eylül ayında bir Cumartesi günü, Suvermezli Erkin’in kahvesinde tanıştık. “Senin gibi bir arkadaşa ihtiyacımız var” dedi Hüseyin ve o gün hemen beni Rue Philoméne’deki BTİB (Belçika’daki Türkiyeli İşçiler Birliği”) binasına yerleştirdi. O gün orada kaldım. Ertesi gün Rue Philoméne’in iç sokağındaki “Royal İlkokulu”nda Papaz Pierre’i gördü. Mösyö Pierre Türk çocuklara haftada iki gün Türkçe dersi vermek üzere “geçici” bir görevle öğretmen olarak işe aldı.
O yıllar Türklerin, özellikle de Emirdağlıların Belçika’ya akın akın gittiği yıllardı. İş bulmak… çalışma izni almak zor mu zor. BTİB, FGTB’nin adeta Türk seksiyonu gibi çalışıyor. Ama yabancı bir ülkedeyiz. Yol bilen yok… dil bilen yok. 12 Mart faşizminden yurt dışına kaçan, siyasi mülteci olarak Belçika’ya sığınan solcu arkadaşlar da var aramızda ama… onlar da Fransızca bilmiyor. Ben ve benim gibi çat pat Fransızca bilen birkaç arkadaş güncel sorunları çözmek için koşuşturuyoruz ama mümkün mü?
Hüseyin Antalya Akseki’nin Fersin Köyünden. 1962’de Harp Okulu öğrencisiyken Talat Aydemir olaylarına karışmış ve Fransa’ya kaçmış. Fransa’da CGT Sendikasında çalışmış. Ama Fransızcayı ana dili gibi öğrenmiş. Sonra Brüksel’e gelmiş. FGTB’ye girmiş. Girmiş ama… tek kişi. Başka dil bilen, yol bilen yetişmiş eleman yok. Arkadaşım… gece demiyor, gündüz demiyor çalışıyor ama ne çare? Neyse… bir yıl sonra kaçak işçilere af çıktı. O süreçte BTİB iki parçaya bölündü. Bizim TKP Gurubu kuvvetliydi. TİP’liler parmakla sayılacak kadar az. Sonunda Hüseyin’i kendi kurduğu dernekten kovduk. Fakat Yollarımız ayrılsa da kalplerimiz birdi. Birbirimize kötü gözle hiç bakmadık.
Hüseyin Emirdağ’ın köylerini benden iyi bilir. Geçen yıl tanıdığı bir genç Alibeyce’ye çalışmaya gelecekmiş. Hüseyin telefonla bana sordu; “Bu Alibeyce Köyü nerede, çıkaramadım” dedi. Ben de fırsatı ganimet bildim: “Sen ne biçim Emirdağlısın oğlum?” diye dalga geçtim. Hüseyin gerçekten de Emirdağlılar için ömrünü veren bir “Emirdağ Dostu” idi. Belçika’da solcu olsun olmasın bütün Emirdağlılar Hüseyin’i sever. Ben 1980’de Belçika’dan döndüm. Hüseyin de seksenli yıllarda, evraklarda hile yapmış, şomaj hakkı olmayanları şomaja bağlamış. FGTB’yi 46 milyon Belçika Frangı içeri atmış. Teftiş başlayınca da Belçika’dan kaçmış. Bana : “Arkadaşın FGTB’yi dolandırdı. Elli milyon frankla Belçika’dan kaçtı” dediler. Ama asla inanmadım. Yıllar sonra 1996’da Antalya’da buluştuk. Dediğim gibi yüzlerce, binlerce kişiyi maaşa bağlatmış ama karşılığında tek frank almamış. Zaten alsaydık 1974 Kaçak işçi affında yükü tutardık. Bu konuda kimse Komünist Hüseyin’e “hırsız” diye mez!
Biz… 68 Kuşağı Devrimciler… bizler acılı kuşağız. Biz ler “yitik” kuşağız. Hepimiz daldan dala savrulduk… hepimiz şu ya da bu biçimde kimsenin göze alamadığı zor işlerde koşturduk. Hepimiz hayatın sillesini yedik. Ama insanlığımızdan, inançlarımızdan asla ve asla ödün vermedik. Varın, Akseki’nin Fersin Köyüne Komünist Hüseyin’i sorun… sanırım barınabileceği bir kümesi bile yoktur. Komünist Hüseyin böylesine “Derviş gönüllü” bir insandı. Dün (1 Şubat 2023) Fersin Köyünde toprağa verildi. Ama biz, Emirdağ ve Eskişehir’deki birkaç seveni geç duyduk. Cenazesine yetişemedik… ne yapalım… toprağı bol olsun! Güle güle Komünist arkadaşım güle güle!…