Hoşgeldiniz  

KCK Sorunu

Ömer ÖZKAN | 19 Kasım 2022 | Gündem, Köşe Yazıları


Ömer ÖZKAN
ozkanomer@gmail.com

Öcalan yakalanınca (1999) PKK “başsız” kaldı ve hareket sendeledi. Bunun üzerine, altı yıl sonra, 17 Mayıs 2005 tarihinde “Kürt Kongresi” toplandı. Bu kongre Kürt hareketinde büyük bir “dönüm noktası”dır. Çünkü PKK, sadece Anadolu’da bağımsız bir Kürt Devleti kurmak isterken, 2005 Kongresi PKK Sözleşmesini çöpe atmış ve dört ülkede yaşayan otuz milyon Kürdün “tek bayrak altında” toplanmasını oy birliğiyle onaylamıştır.
2005 Kongresi PKK Sözleşmesini çöpe attı. Yeni bir örgütlenmeye gidildi ve KCK (Koma Civakén Kürdistané) yani Kürt Topluluklar Birliği adında bir “üst örgüt” kuruldu. Bu şemaya göre KCK, PKK’nın değil, tersine PKK, KCK’nın “yan örgütü”dür. Bizimkiler hep PKK/PYD diyor. Ama PKK nasıl KCK’nın Türkiye koluysa, PYD de aynı KCK’nın Suriye koludur. İran’da faaliyet gösteren PJAK da PKK’ya bağlı değil. O da doğrudan Kandil’e bağlıdır. Devlet (MİT) ve hükümet PKK’nın üst-örgüt olduğu söyleminden asla vazgeçmedi. Örneğin, PYD’den söz ederken “PKK/PYD terör örgütü” diyoruz. Ama bu söylem yanlış! Doğrusu; KCK/PYD’dir. PYD’nin PKK’ya bağlı bir örgüt olduğu dillendirilirse, KCK gerçeği sümen-altı edilmiş olur. Dış kamuoyu yanıltılır. Onlar Suriye Kürtlerinin PKK’ya değil, KCK’ya bağlı olduğunu çok iyi biliyorlar. ABD Bu taktikle kendini savunuyor. Dünya terör listesine kayıtlı PKK’yı desteklemediğini ileri sürüyor.
Günümüzde Kandil’le Öcalan arasındaki görüş ayrılığı derinleşiyor. Öcalan sözümona “Birleşik” bir Kürt Devletinden söz ediyor. Fakat Kandil yönetimi “özerk yönetimler”de ısrarlı. Çözüm süreci büyük fırsat yaratmıştı. Öcalan, 2013 Diyarbakır Nevruzuna gönderdiği mektupta “Silahlı mücadeleye son verilsin. Dağdan inilsin. Birlikte yaşama temelinde demokratik mücadele başlatılsın” demişti. Fakat Kandil Öcalan’ı dinlemedi. Murat Karayılan 7 Haziran seçimlerinde alınan % 13’lük oyu zafer sandı ve düğmeye bastı: “Devrim zamanıdır” dedi. Hendek savaşlarını başlattı.
Abdullah Öcalan’ın İstanbul seçimlerindeki tavrı samimidir. Çünkü Öcalan’ın ayağı toprağa bastı. Çünkü Öcalan geçmişi değerlendiriyor. 40 Yıldan beri bir arpa boyu yol alınamazken, sadece Türkiye’de bir Kürt Devleti kurulamazken, bundan böyle dört ülkedeki Kürtleri (otuz milyon) tek bayrak altında toplamanın imkansız olduğunu görüyor. Diyarbakır Nevruzu ve çukur savaşları bardağı taşıran son damlalardır. Öcalan ile Karayılan artık kanlı bıçaklıdır. Çukur savaşlarında tamamen Kandil’i dinleyen Selahattin Demirtaş’ın bile ayakları toprağa basıyor. Demirtaş Kürtlerle Türklerin, öteki Türkiye Halklarının “birlikte yaşamaları” gerçeğini artık kabul ediyor. Bunun kanıtı; Demirtaş’ın aynı Öcalan gibi, Kandil’le kanlı-bıçaklı olmasıdır. Demirtaş, HDP’nin KCK ve PKK ile bağlarını koparmasını, Kürt Halkların demokratik mücadelesini omuzlamasını savunuyor. Bu nedenle Kandil’in Demirtaş’ı kırmızı çizgiyle saf dışı ettiği söyleniyor.
PKK, DEV-GENÇ’in Kürt seksiyonudur. Öcalan her ne kadar: “O yıllarda gençtik. Ama şimdi büyüdük… yetmiş yaşlara geldik” dese de PKK marksizmden esinlenen küçük burjuva Kürt aydınlarının partisidir. PKK tabanı 35 yaş altı gençlerden oluşuyor. Bu nedenle KCK/PKK hala 1970’lerdeki öğrenci hareketi çizgisini aşamıyor. Dünyadaki bütün marksist/anarşist sol hareketler silahları bırakalı en az yirmi yıl oldu. Katalan Devrimcileri, ETA/Bask Milliyetçileri, İRA, Tamil Gerillaları vs… vs… gibi protest/sol… teröre bulanmış sözümona kurtuluş ya da bağımsızlık mücadelelerini terk ettiler.
Öte yandan 20. yüzyılın son çeyreğinde devreye giren “fiber devrim” yeni bir dünya kuruyor. Günümüzde çekilen sancılar sanayi çağından yeni bir çağa, yani “dijital çağa” geçiş sancılarıdır. Artık dünya ulus devletler dünyasından küme devletlere ve onun küçük küçük “şehir devletleri”ne evriliyor. Bu nedenle bağımsızlık savaşları gerilerde, 20. yüzyılda kaldı. Biz Türkler, Kürtler, İranlılar, Araplar, Afrikalı zenci kardeşlerimiz… 22 milyon km/kare üzerinde kurulu 26 Müslüman devlet “Müslümanlar Birliği Devleti”ni inşa etmeliyiz. Bu nedenle projektörlerimizi geriye değil, sürekli ileriye, geleceğe çevirmeliyiz. Büyük Kürdistan ideali pankürdist hayaldir. Diyarbakır Anneleri dinlenmelidir. İdealist, duygusal ve bilinçsiz Kürt genç lerini ateşe atmak, olmayacak duaya “amin” demek iş değil. Terörle bir yere varılmaz. Çakal Carlos çetesi yöntemleriyle dünyada hiçbir bağımsızlık savaşı hedefine ulaşmamıştır. Bağımsızlık savaşı “halk savaşı”dır. Halkın yeralmadığı hiçbir isyan kurtuluşa gitmez. Kürt Halkı hendek savaşlarını uzaktan seyretti. Asla ve asla katılmadı. Silahlı halk devrimi marjinalliğini koruyor. Kırk yıldan beri bir avuç idealist marksistten başka kimse PKK Hareketini ciddiye almıyor. Kandil aklını başına almalı. Görünen şu ki; onları ağa babaları Amerika bile kurtaramayacak.

113 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2020 Emirdağ Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.