Bundan önceki yazılarımda “cari açık” veren ekonomilerin enflasyonu yenemeyeceği konusunu işledim. Ama bugün, “cari fazla” veren ekonomiler, örneğin ABD ve Almanya gibi ülkeler bile enflasyonla boğuşuyor. ABD Faizleri yükselterek enflasyonu önleyeceğini iddia ediyor. Belki enflasyondaki hızlı tırmanışı önleyecek… ama bu kez de resesyon (durgunluk) tehlikesi uç verecek. Avrupa Birliği ülkeleri “kışı nasıl geçireceğiz?” diye kara kara düşünüyor. 2022 Biterken, bütün dünya gerçekten de inanılmaz bir krizin eşiğindedir. Hem de bu kriz, gel-geç bir kriz değildir. Bu kriz kapitalizmin “son” krizidir. Zaten kapitalizm 21.inci yüzyıla girerken misyonunu tamamlamıştı. Günümüzde kapitalizm ötesi bir sisteme, yani globalizme geçiş süreci yaşanıyor. Bu gerçeği herkes biliyor ama “yeni dünya düzeni”nin nasıl biçimleneceği bilinmiyor. Bilim ve felsefe ufuktaki belirsizlikleri çözemiyor. Felsefe u yuyor.
Liberal teoriye göre; ülkeye giren ve çıkan döviz arasındaki farklılık paranın satın-alma gücünü belirler. Bizim gibi yabancı sermayenin cirit attığı “sömürülen”ülkeler sürekli cari açık verirler. Cari açık büyüdükçe doların değeri yükselir. Döviz değer kazandıkça da fiyatlar artar, enflasyon çıldırır. Eskiden perşembenin gelişi çarşambadan belli olurdu. Zamlar başladığında birkaç paket devreye sokulur ve enflasyon önlenirdi. Şimdi hükümetler ne yaparsa yapsın enflasyon hız keseceğe benzemiyor.
Yabancı sermaye kazandığı “net karı” ne yapıp yapıp kendi ülkesine taşıyor. Bizim gibi gelişmekte olan ülkeler, yani sömürülen ülkeler bıçak kemiğe dayanmadıkça yabancı sermayeyi küstürmek istemiyorlar. O zaman ne olacak? Sürekli enflasyonla dünya nereye varacak? Ekonomistler işin içinden çıkamıyor. Örneğin, Türkiye ne yaparsa yapsın yıllık enflas yonu % 90’lardan % 70’lere… ya da taş çatlasın % 50’lere çekebilecekmiş. % 50 Enflasyon çözüm olabilir mi? Haydi ithalatı da azalttık diyelim… fakat en çok ithalat yaptığımız Avrupa ekonomileri de allak bullak. Çünkü gelişmiş ülkeler hem enflasyonu hem de resesyonu birlikte yaşıyor. O ülkelerdeki enflasyon, üretimde kullandığımız bu hammadde ya da yarı mamul girdilerini artırıyor. Yani üretim maliyetleri yükseliyor. Bazı ekonomistler: “Birkaç yıl üretmeyelim… nerede ucuz mal varsa oradan geçici olarak mal alalım” diyorlar. Fakat bütün dünya enflasyonla boğuşuyor. Ucuz malı nerede bulacaksın? Kısacası, nereden bakılırsa bakılsın bütün dünya çıkmazda. Aza koysan dolmuyor… doluya koysan almıyor. Çözümsüzlük diz boyu.
İkinci savaştan sonra 44 ülke masaya oturdu, 1944’te Bretton Woods anlaşmasını imzaladı. Bu anlaşmayla ABD, 32 dolar karşılığında 1 ons altın garantisi verdi ve küresel olarak bütün dünyadaki emtia fiyatlarının dolara göre belirlenmesi sürecini başlattı. Fakat doların “rezevr para” olarak işlev görmesi 1971 yılına kadar sürdü. 1971’de Başkan Nixon doların değerini serbest piyasada dalgalanmaya bıraktı. Böylelikle para birimleri altına göre değil, dolara göre değer kazanmaya başladı. İşte… dolar saltanatı böyle başladı ve 51 yıldan beri devam ediyor.
Günümüz dünyasında 200 ulus devlet “milli” paralarının değerini FED’in aldığı kararlara göre ayarlıyor. Kapitalizm aşıldığı için kapitalist sistemin bütün uluslararası kurumları da aşılmış, işe yaramaz hale gelmiştir. Rusya ve Çin ticarette kendi para birimlerini kullanmak istiyorlar. Böylelikle doların dünya üzerindeki hakimiyetini zayıflatmak istiyorlar. Bir ara Sayın Erdoğan da aynı modeli dillendiriyordu. Öte yandan gelecekte kripto paraların yaygınlaşacağı da başka bir gerçektir.
Ulus devletler devam ettikçe doların hakimiyeti de devam edecektir. Ulus devlet demek; “ulusal Pazar” üzerinde yükselen yönetim modeli demektir. Ama küreselleşme dinamikleri ulusal pazarları yerle bir ediyor. Ulusal pazarı koruyan “gümrükler” silikleşiyor. 27 AB ülkesinde gümrükler harita üzerinde, kağıt üzerinde kaldı. Çünkü yeni dinamikler ulusal pazarları “sonsuz pazar/sınırsız piyasa”ya dönüştürüyor. Kapitalist devlet, yani ulus devlet temelsiz kaldı. Ulus devlet ulusal pazarını kaybediyor, kaybetti. Küreselleşme rüzgarı sonsuz pazar/sınırsız piyasayı gergef gergef dokuyor. Fakat milli paralar hala eski yöntemlerle, yani yurda giren-çıkan dolarla değer kazanıyor.İşte… bu çelişki günümüz dünyasının “baş çelişkisi”dir. Bu baş çelişki çözülmedikçe enflasyon önlenemez. Bu baş çelişki devam ettiği sürece doların küresel hakimiyeti devam edecektir. Oysa ki, dolar sistemi çökmüştür. Birleşmiş Milletler Örgütü hemen hemen bütün kuruluşlarıyla, kurumlarıyla çökmüştür. Günümüz dünyasındaki gel-gitlerle dolu inişli-çıkışlı sıkıntılar bu geçiş sürecinin sıkıntılarıdır.