Hoşgeldiniz  

Doğal Aday…

Ömer ÖZKAN | 08 Kasım 2022 | Genel, Gündem, Köşe Yazıları


Ömer ÖZKAN
ozkanomer@gmail.com

Başkanlık sistemi “iki partili” sistemdir. İki buçuk partiyi kaldırmaz. Fakat toplumuzda “siyasi arenada ne kadar çok parti yer alırsa, demokrasi de o ölçüde güzelleşir” biçiminde bir ön-yargı var. Yani batı demokrasisi çoğulcu, çok partili demokrasidir. Bu nedenle gün geçmiyor ki, yeni bir parti kuruluyor. Peki… Saadet Partisi’nin tabanı var mı? Karamollaoğlu hangi sınıfı ya da siyasal akımı temsil ediyor? Saadet, Deva, Gelecek ve Doğru Yol partileri “tabela partileri” değil mi? Kısacası, bu altılı masanın dört ayağı “sakat”tır.
Türkiye garip bir ülke. Kılıçdaroğlu’nun her attığı adım yanlış. Hele hele AK Partiden kopup gelenlerle “AK Partiyi vurma” stratejisi kadar sakat bir strateji yok. Tamam… İktidara karşı kim varsa onlarla başkanlık seçimlerinde ittifak kurabilirsin. Çünkü “50+1 sistemi”nde bir oy, bir oydur. Fakat AK Partiden gelenlerle aynı kaleyi nasıl yıkarsın?
Bir defa altılı masadaki dört partinin, parti niteliği yoktur. Hele hele Davutoğlu ve Gültekin Uysal’ın ekibi yok. Çevrelerinde siyasetten anlayan tek kişi yok. Dört partinin dördünün de tabanı yok. Parti dediğin ya bir sınıfı ya da bir siyasal akımı temsil eder. Babacan… iyi ekonomistmiş. Haydi oradan be! Her ekomiden anlayan lider mi olacak? Babacan birkaç gün önce bir moderatörün programına katıldı. Görseniz neler yumurtladı neler… Bu beyfendi’ye göre; Türkiye demokrasi yoksunuymuş. Hatta merkez bankası olmayan ülkeymiş. İktidara gelirse, memlekete adalet, özgürlük, dürüstlük gelecekmiş. Liyakata önem vereceklermiş. Babacan Efendi günümüz koşullarında “planlamayı” devreye sokacakmış. Planlama olmadan sap samana karışıyormuş. İşte… bütün bunlar gerçekleştiğinde Türkiye düzlüğe çıkacakmış.
Gelelim İyi Parti’ye. Kılıçdaroğlu’nun en büyük siyasi yanlışlarından birisi de; İyi Partiyi parlamentoya taşımasıdır. Haydi bakalım Kılıçdaroğlu… hakından gelebilirsen gel Akşener’in. Çekirgenin biti kanlandığında hangi tarlayı talan edeceği belli olmaz. Bir yıl önce: “Ben cumhurbaşkanı adayı değilim. Başbakan olacağım” diyordu. Ama bugün şartlar değişti. “Biz diyetimizi ödedik. Borcumuz yok” demeye başladı. İyi ama… size kol-kanat geren, sizi meclise taşıyan, önünüzü açan Kılıçdaroğlu değil mi? Altılı masayı oluşturan kim? Sen misin? Adaylık Kılıçdaroğlu’nun hakkı değil de kimin hakkıdır… diye sorulduğunda “kesin kazanacağımız bir adaya ihtiyaç var” diyor. Kesin kazanacak aday kim acaba? Yoksa kendisi olmasın?
Eskiden seçimlerden sonra, tek partinin çoğunluğu sağlayamadığı koşullarda koalisyonlar devreye girerdi. Hükümeti birbiriyle anlaşan partiler kurarlardı. Yani seçimden önce koalisyon kurulmazdı. Bunlar şimdiden: “Seçilen cumhurbaşkanı hükümeti kurmayacak, ülkeyi kendi başına yönetmeyecek. Altılı masanın emirlerini uygulayacak” diyorlar. Yani, aranan aday çoğunluğun oyunu alabilmesi için hem güçlü, hem de kendi anayasal haklarını kullanmayan bir kukla olmalı. “Otur” dediklerinde oturmalı… “kalk” deyince kalkmalı. Bu iş bana pek mantıklı gelmiyor. Çünkü bu karakterde bir insan seçimlerde (50+1) oyu asla alamaz.
Fakat Reis büyük lider. Bomba üstüne bomba patlatıyor. Üretim-ihracat-istihdam politikası devreye girdi derken, bir de baktık “Sosyal konut Kampanyası” başladı. Hemen 17 ilde temeller atıldı. Dünkü duruma göre müracaatlar 8 milyonu geçti galiba. 8 Milyon demek en az 16 milyon insanın gözlerini AK Partiye çevirmesi demektir. 3600 Gösterge, Emeklilikte yaşa takılanlar, yılbaşındaki ücret, emeklilik ve asgari ücret ayarlamaları vs… gibi geniş kitlelerin sorunlarına yanıt vermek gibi devasa gelişmelerden söz ederken, bir de baktık, ikinci cumhuriyet projesi (ikinci yüzyıl) açıklanacak. Henüz duymadık ama ben bu projeyle Türkiye’nin devasa sorunları aşacağına inanıyorum. Çünkü başımızda çılgın bir adam var. Her dediğini yapıyor arkadaş!
Kılıçdaroğlu da hala Gültekin Uysal’la, Karamollaoğlu, Babacan, Davutoğlu gibi döküntülerle uğraşıyor. Meral Akşener’e dil döküyor. Sanki seçimi alacakmış gibi “altılı masayı” gücendirmekten korkuyor. Geç bunları geç Sayın Kılıçdaroğlu, bu uğursuz masayı kurmasaydın işin belki olurdu. Ama bunlar varken inanki zor. Fakat yine de tedbiri elden bırakma. Sizin parlamenter sisteme dönme siyaseteniz hayaldir. 23 Haziran seçimlerinde ipi göğüsleyen aday bu ülkeyi 5 yıl yönetecek. Bu gerçeği biran bile akıldan çıkarma ve her adamın aday olmasını bekleme. Ortaya çık ve delikenlı gibi “Ben adayım!” diye haykır. Çünkü o masada ve dışarıda bu ülkeyi yönetecek tek lider sensin. Hiç olmaz ama… belki seçimleri kazanırsınız.

109 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2020 Emirdağ Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.