Dipten gelen “dalga” büyüyor. Bu krizin 1929 buhranını gölgede bırakacağı söyleniyor. Hele hele Avrupa’nın 2023 kışını nasıl geçireceği, şimdiden gündemin en yakıcı konusudur. İşte…. Tam da böyle bir ortamda Sayın Erdoğan bombasını patlattı. Tarihimizin en büyük devlet projesini, “sosyal konut” kampanyasını açıkladı. Bu proje “tek adam” projesidir. Bu proje “diktatör” projesidir. Bundan sonra muhalefetin Sayın Erdoğan’a nasıl hitabedeceğini gerçekten merak ediyorum.
Şaka bir yana müracaatlar çığ gibi büyüdü, iki günde 1,5 milyonu geçti. Proje muhteşem… emeği geçenlere, hazırlayanlara binlerce teşekkür! Fakat yazımın başında, muhalefet kanadında yeralan eski bakanlardan, Özal’ın ekonomi bakanı Prof. Işın Çelebi’nin içindeki zehri nasıl kustuğuna değinmeden geçmeyeceğim. Prof. Işın Çelebi göbeğini yaya yaya: “Bu proje gelir dağılımının ülkemizde ne kadar adaletsiz olduğunun göstergesidir ve 20 yıllık AK Parti iktidarında Türkiye yoksullaşmıştır” dedi.
Türkiye sanayileşmede büyük mesafeler kateden bir ülke değildir. Buna rağmen kapitalist sistem geliştikçe “gelir dilimleri” arasındaki uçurum da elbette derinleşti. Bu gerçeği dağdaki çoban bile bilir. Fakat AK Parti 20 yıl iktidarda kaldığı için ülke yoksullaşmadı. Tersine çağ atladı. Prof. Işın Çelebi, aylar önce yine: “Türkiye’de hükümetlerin ömrü üç yılı geçmez” demişti. Bu incisini de köşemde açıkça eleştirmiştim. Sayın Çelebi, sizin “parlamenter sistem” diye göklere çıkardığınız sistemle, “başkanlık sistemi” arasındaki fark budur. Görüyorsunuz “altılı masa” hiçbir konuda anlaşamıyor. Ama cumhurbaşkanlığı sistemi ülke yararına gördüğü her projeyi, koşullar ne denli ağır olursa olsun, zaman kaybetmeden hemen devreye sokabiliyor. İşte… başkanlık sisteminin üstünlüğüdür bu. Başkanlık sistemi batı demokrasisinin “üst-liği”dir.
Fiyat artışları alt gelir tabakalarının ev almasını imkansız hale getirmişse, devlet “fırsat” yaratır. Ev alamayanlara yardımcı olur. “Sosyal devlet” olmanın şartıdır bu. Haaa… uygulamada çeşitli zorluklar çıkacakmış, adam kayırmalar, adaletsizlikler vs… vs… olacakmış… onlar başka. Önemli olan; karar almak ve süreci başlatmaktır. İşte… parlamenter sistemin bir yönetim modeli olarak sınıfta kalmasının nedeni budur. Çünkü parlamenter sistemde ağzı olan konuşur. Her kafadan bir ses çıkar. Bu nedenledir ki, ülkemizde 1960-2002 yılları arasında, yani 42 yılda 34 hükümet değişmiştir. Dikkat edilirse bu süreçte hükümetlerin ortalama ömrü “bir buçuk yıl” bile değildir. Bir buçuk yıl ömrü olmayan bir hükümet ne yapabilir? Nasıl başarılı olabilir?
Bundan sonra dar gelirli vatandaşların ev almaları zordur. Hatta hayal bile edilemez. Peki… ne yapacağız? Çok zor olan bir hedefi nasıl gerçekleştireceğiz? Bir kanun, ilk çıktığı haliy le çoğu zaman yeterli olmayabilir. Ama önemli olan pratikteki sorunları aşmaktır. Bu proje giderek gelişecek, geliştirilecek bir proje olacaktır. Şimdilik 5 yılda 500 000 konut yapmak söz konusuysa, zamanla sayı artırılabilir. Daha da yaygınlaştırılır. Benim en çok hoşuma giden; taksitlerin 240’lara kadar (20 yıl) uzamasıdır. Batı ülkelerinde aynı işi özel bankalar yürütüyor. Yani devlet devreye girmiyor. Vatandaş bankalarla muhatap oluyor. Sosyal konut kampanyası ne güzel! Devlet (TOKİ) hem 20 yıl vadeli kredi veriyor… hem de piyasa fiyatının yarısını sübvanse ediyor. Bu nedenle iktidar ya da muhalefetten… yani hangi kanattan olursak olalım… konut kampanyasına gölge düşürmek, küçük siyasi çıkarlar uğruna projeyi bile bile karalamak kesinlikle yanlıştır.
Bugünlerde gülümsemeye gerçekten ihtiyacımız vardı. Günahıyla sevabıyla konut kampanyası yüzümüzü güldürdü. Bu kampanya yalnızca “seçim hedefli” bir kampanya değildir. Çünkü iki yılda 250 000 konutun yapılması planlanıyor. Yani 2023 Haziran seçimlerini çok çok aşan bir projedir bu. Onun için muhalefet cephesinin sorumluluğu yüksektir. Öte yandan yalnızca bu kampanya ile yetinilmeyecek, enflasyona karşı “yılbaşı düzenlemeleri” de devreye girecek. Evet… enflasyonun yine sıfırlanmayacak ama, dar gelirli vatandaşların ezilmesi beeli oranlarda önlenmiş olacak. Çünkü Türkiye’de çalışan yabancı şirketler karlarını yurt dışına döviz olarak çıkardıkları sürece enflasyon önlenemez. Onun için sosyal konut kampanyası Sayın Erdoğan’ın, AK Partinin başlattığı büyük bir kazanımdır. Gölge düşürülmemesine kesinlikle özen gösterilmelidir.