Öncelikle geçtiğimiz Cumartesi günü 8 Mart Dünya Kadınlar Günü idi. Bu vesileyle tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü bir kez daha kutluyorum. Kadın cinayetlerinin ve kadına şiddetin tamamen sona erdiği kadınlara gerekli sevgi ve saygının gösterildiği bir toplumda yaşamak elbette herkesin isteği. Ancak burada hepimize bir görev düşüyor. Şayet böyle bir toplum istiyorsak değişime kendimizden başlamalıyız. Genç, yaşlı demeden toplumda kadınlara gerekli sevgi, saygı ve özeni göstermeliyiz…
Cumhuriyetimizin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, “Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir” demiştir. Atatürk, kadın haklarını batılılaşmanın ve çağdaşlaşmanın bir unsuru olarak algılamıştır. Türk kadınına her zaman güvenmiş ve Türk kadınının toplumda hak ettiği yere gelebilmesi için öncü reformlara imza atmıştır. Hiçbir ülkede, hiçbir lider, kadın hakları için böylesine duyarlı olmamış ve kadına böylesine değer vermemiştir. Tabi burada Milli Mücadele Dönemi’nin kadın kahramanlarından sözetmemek mümkün değil.
Halide Onbaşı (Halide Edip Adıvar-1884-1964) : Hali de Edip, 1919 yılında İstanbul halkını ülkenin işgaline karşı harekete geçirmek için yaptığı konuşmaları ile zihinlerde yer etmiş usta bir hatiptir. Kurtuluş Savaşı’nda cephede Mustafa Kemal’in yanında görev yapmış, sivil olmasına rağmen rütbe alarak bir savaş kahramanı sayılmıştır. Savaş yıllarında bugünkü Anadolu Ajansı’nın kurulmasında rol alarak gazetecilik de yapmıştır.
Nezahat Onbaşı (Nezahat Baysel – Ö. 24 Eylül 1994) : Albay Hafız Halit Bey, komutasındaki 70. alayla birlikte Milli Mücadele saflarına katılmış; ancak eşi Hadiye Hanım daha 24 yaşındayken vereme kurban gittiğinden ve o yıllarda İstanbul işgal altında bulunduğundan, küçük kızını da yanında götürmek zorunda kalmıştır. Kader küçük Nezahat’ı, daha 9 yaşındayken cepheyle tanıştırmış, 12 yaşına kadar tam üç sene müddetle cephelerde bilfiil babasının yanında savaşmıştır. Nezahat Onbaşı babasıyla birlikte, Geyve Savaşı, Konya İsyanı, Birinci ve İkinci İnönü Savaşları ile Sakarya ve Gediz Muharebelerinde yer almış ve gösterdiği kahramanlıklarla 70. alayın simgesi olmuş, alay kızlı alay diye anılmış hatta Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa’nın da dikkatini çekmiştir.
Şerife Bacı (Ö. 1921) : Şerife Bacı, Kurtuluş Savaşı’nda yaşlı kadın ve erkekler ile birlikte İnebolu’da bulunan cephaneleri Ankara’ya götürülmesinde çocuğu ve kağnısıyla yer alırken kış şartları nedeniyle Aralık 1921’de donarak ölmüştür… Rivayete göre cephane ıslanmasın diye battaniye sini cephaneye sarmış bebeğinede sarılıp onun donmaması için uğraş vermiştir…
Sadece bu isimler mi? Elbette ki hayır… Daha nice kadın kahramanlar bu ülkenin özgürlük ve bağımsızlığı uğruna nice mücadeleler vermiştir. Türk kadını işte böylesine bir özelliğe sahiptir… Hepsini sevgi, saygı ve rahmetle anıyorum…
Sağlıcakla kalın, Allah’a emanet olun…